Sigara Out
- Senem Balaban
- May 10
- 3 min read
Ey sigara tiryakisi! Evet, sen! Sigarayı bırakma yolculuğunda işin nikotin bağımlılığı kısmını halletin ama nöro-psiko-arko-vakko-biyolojik kısmı bir türlü aşamıyor musun? Sana hiçbir şeyin bağımlısı olmadığın bir hayat vaat edemem ama sigarayı bırakıp başka bir şeyin bağımlısı olmaya varsan iyi dinle! Yapboz bağımlısı oluyoruz!
Neden yapboz? Çünkü her sigara içişinde aldığın o küçük doz mutluluğun aynısını, hatta fazlasını, lak diye yerine oturttuğun her bir yapboz parçasında bulacağını sana garanti ediyorum. Fakaat… Yapboz seçimi çok önemli. Yanlış yapbozu seçersen eskisinden de fazla sigara içmeye başlayabilirsin. Yanlış yapboz düşman başına… O derece sinir bozar.
Şimdi… Zannediyorsan ki parça sayısı önemli, hayır! Otur, sıfır. Parça. Sayısı. Önemli. Değil. Parça başına düşen figür/renk sayısı önemli. Demem o ki 1500 parçalık çok kalabalık, bol ve küçük figürlü, rengarenk bir yapbozu büyük bir keyifle yapıp ömrüne ömür katabilirsin; ama Van Gogh’un az figürlü, içindeki renkler birbirine benzeyen resimlerinden birinin yapbozunu 500 parçalık bile alsan saçını başını yolman işten değil. Hadi önce kenar parçaları yerleştirdin diyelim, geriye 200 sarı yapboz parçası, 100’er adet de başka iki renkte (o da “iyi” bir seçim yaptıysan eğer) parça kaldı. Sinir harbine hoşgeldin.

Şimdi benim elimde 500 parçalık bir yapboz var. O kadar güzel ki… Bi kere resim müthiş, baktıkça içim açılıyor. Bir manzaraya uzaktan bakıyoruz ama Vancığımın depresif manzaralarından değil bu. Yani sana nasıl anlatayım? Cümbüş ya! Kaplanı, maymunu, kurbağası… Bunlar da yetmemiş, su altını göstermiş, çeşit çeşit balığı, yosunu, yengeçi… O da yetmemiş gökkuşağı koymuş. Dağlar var, ağaçlar var, pelikanlar, kuşlar, kelebekler ve daha neler ya neler neler! İnsanın içi açılıyor.

Bitmişi böyle. Şahane değil mi?
En güzeli de, kutudaki resme bir bakıyorsun, sonra yapbozuna bakıyorsun, şurada şöyle sağ tarafı mavi, altında yeşillik olan bir parça lazım diyor, aramaya başlıyorsun ve çat buluyorsun parçayı. Çünkü öyle dönüm dönüm aynı renkte giden tarlalar yok. Adamlar gökyüzünde bile çok fazla aynı renk olmasın diye çeşit çeşit mahlukat uçurmuş, günbatımı renkleri ve ebemkuşağıyla da destek yapmış. Çok ağaçlı kısımlarda zorlanmayalım diye ağaçlara maymun tırmandırmış, papağanlar, saksağanlar kondurmuşlar.
Ben çalışırken verdiğim molalarda hemen gidiyorum yapboz istasyonuma, pat bir parça koyuyorum. Hop, bir doz mutluluk. İnsan çocuk gibi seviniyor vallahi billahi tallahi! Her bir parçayı yerleştirmek bir fırt sigara… Bak inan bana! Allah aşkına dene bi kere. Bak önlüğümü öp. Bak ant verdim. Ama dediğim gibi yapboza bağımlı olma ihtimalin var.
Bu arada diyebilirsin ki “Ben o kadar yapbozu napcam peki? Hadi, idareli kullandım, 10 günde bir tane yapboz bitirdim, ayda üç, yılda 36 yapboz eder. Hadi iki üçünü çerçeveletip astım (bir de ona para vereceğim off), hadi başka iki üçünü eşe dosta verdim -diyelim ki beğendiler aaa ne güzel assana dediler, ben de al sen as kendi duvarına istiyorsan dedim, onlar da aldı gitti, olmaz ya hadi oldu diyelim- kalan otuz yapbozu napcam?” Öncelikle bir yılı bırak bir ay sonrasına kim öle kim kala kardeşim, biz burada sana sigara bıraktırmaya çalışıyoruz, ecnebi dizilerindeki AA toplantılarında da mı duymadın one step at a time yahu, yani meali: onu o zaman düşünürsün.
Ayrıca sen sigaraya para veriyon mu? Veriyon. Yapboza verdiğinin kaç katını hem de… O sigara (dolayısıyla ona verdiğin para) hiç olup gidiyor mu? Gidiyor. Sigarayı alıp duvara mı asıyorsun sanki? (Bak bu da bir sigara bırakma yöntemi olabilir. Sigara art. Ama daha sonra. Yapboz sonrası dönemde diyelim -seni yapboza ikna edebilirsek tabii, niye bu kadar direndin onu da anlamadım, sigarayı bırakasın hiç yok dimi , doğru söyle). Senin bu içtiğin sigara kül olup gidiyorsa, yapbozunu da, adı üstünde, yapıp sonra bozup kenara koyabilir, bir süre sonra, unutunca misal, tekrar yapabilirsin, hatta çöpe bile atabilirsin. Geçinmeye gönlün var mı sen onu de hele.

Comments