Bence Bir Güç Var
Updated: Sep 22
44 yaşındayım, en az 30 yıldır “Tanrı varsa neden dünya zulüm, açlık, kötülük, sefaletle dolu?” türevi argümanların muazzam bir hevesle ileri sürüldüğünü duyuyorum. Çok zaman da inanılmaz yenilikçi fikirler gibi sunuluyor bunlar. “Bak bide böyle düşün. Kıps kıps ;)” dercesine. Lise sonda sınıfta kızın biri buna benzer bişey sormuştu hocaya da oğlanın biri “Oooohoooooo!” yapmıştı. Hani “Sen daha buralara yeni mi geldin?” gibilerinden.
Çocuğun kibrine gıcık olsam da benim de içimden geçmişti “Hımm, bunu daha yeni mi düşünmüş” diye, yalan yok. Babam ateist, dedem komünist diye midir nedir, erken tanışmışım zaar bu düşüncelerle. Küçüklükten beri de böyle şeyler duyunca göz deviririm bu arada. Tamam, en ilerici sensin, diye düşünürüm. Göz deviririm dediğim, içten içe tabi, buruverirler etini muhtemelen seksenlerde büyüklerine göz devirsen. Komünist dedem de inançlıydı bu arada. İlginç bir kombinasyon. Komünistler dinsiz imansız olmuyor muydu?

Dua ederdi mesela dedem, onu hatırlıyorum. Bir de ilkokuldayken ben “En büyük Atatürk” diye geziyodum evin içinde bi gün. Dedem “En büyük Allah, sonra Atatürk” demişti. Ben “Hayır, en büyük Atatürk” demiştim. Bu kısır diyalog böyle sürmüştü bir süre, kim kazandı hatırlamıyorum. Seksenlerde çocuklara pek kazandırtmazlardı gerçi, muhtemelen dedem de bana kazandıttırtmamıştır. Sanatçı dersin, ilerici dersin, yapmaz dersin ama errrrrkek olmak başka bişey. Bizim ailenin erkekleri haksız çıkacaklarına ölsünler daha iyiydi yani. Özellikle o zamanlar. Şimdi azıcık ılındılar. O da benim sayemdedir ha. Hössst demeyi bürsst demeyi bildim diyedir. Gerçi haklarını yemeyeyim, sonuçta bu ülkede höst diyen evladını, özellikle de kızsa, yaşatmayacak aileler de var. Bizimkiler höst denince geri adım atmayı bildilerse, ben höst deme cesaretini zor da olsa toplayabildiysem bu onların da başarısıdır.
Konuya dönelim. Ben 30 yıl, 40 yıl önce “Tanrı varsa niye bu haldeyiz” muhabbeti vardı; şimdi, bu çağda hala aynı şeyler konuşuluyor diye dalga geçiyorum ama 30 40 yıl ne ki? 1800’lü yıllarda Darwin de Güney Amerika’da bitkileri, hayvanları incelerken Afrikalı kölelere reva görülen muameleden dehşete düşüp benzer sorgulamalara girmedi mi? Girdi, diye biliyorum ben. Ama ben yarı aydın, yarı cahil biriyimdir (en çok da bunlardan korkacaksın), yanlışım varsa düzeltin artık.
Darwin’i ve çağdaşlarını anlıyorum, inanılmaz bir kilise baskısı var; dayatılan, sorgulanmasına müsaade edilmeyen bir bakış açısı var, dolayısıyla Darwin’in kafasındaki sorular, dönemin zeitgeistı. Yenilikçi. O zamanın insanını bir sonraki aşamaya geçirecek olan şey bu yenilik. Peki, biz modern Türkiye sekülerlerine noluyo? Berjerlerimizde bacak bacak üstüne atıp viskilerimizi ya da aystiğlerimizi yudumlarken hala argüman diye bunu öne sürmek accıcık kolaya kaçmak değil mi kuzum?
Tatlı su solculuğunun bir yan ürünüdür bu. “Din afyonuyla uyuşturulmuş”, tutunacak dal arayan, çaresiz, kandırılmaya müsait kişilerin cehaletine tekrar tekrar şaşırarak(?!), elini taşın altına koymadan, iki yüzyıl öncesinin argümanlarını bir milim ileri götürmeden ayrıcalıklarının tadını çıkarırken kendini devrimci hissetmek. Devrimci dediğin havalıdır çünkü. Parkasıyla. İsyankarlığıyla. Zira tatlı su solculuğu da biraz ergenlik gibidir. Dert dava peşinde koşmak değil, havalı gruba dahil olmaktır.

Ben Tanrıya inanıyorum valla. İsterse havalı olmayayım. Ben de bu dünyadaki zulmü, ıstırabı, savaşları vs, hepimizin içinde tanrıdan bir parçanın bulunmasıyla, Tanrının kendini bilmek için bu evreni ve içindekileri yaratmış, böylelikle dualite denen şeyin ortaya çıkmış, bu sayede insanın hem korkuyu hem sevgiyi, hem iyiyi hem kötüyü ve her nevi diğer ikiliği tecrübe etme şansını bulmuş, bu sırada bölünme konusunda fazlaca ileri giderek ıstırabını dayanılmayacak seviyelere getirmiş olmasıyla açıklıyorum kabaca. Hadi bakalım. Ama bunu yeni, parlak ve havalı bir fikirmiş gibi öne sürmüyorum. Bu benim inancım. Hayatı böyle açıklamayı seçtim. Hepsi bu. Ayrıca spiritüel bir insanım. Bu arada bunu da damlara çıkıp bağırmak istiyorum bazen. Daha da inandığım, söylesem pek çok insana “Bugün de başkası adına utandık” dedirtecek bir sürü şey var. Ama söylemem. Çünkü kendini, zamanında “En el hak” diyeni idam eden muhafazakarlardan çok farklı zanneden fakat aslında fikirlerinde benzer muhafazakarlığa sahip günümüz seküler fanatiklerinin, idamın postmodern seküler karşılığı olan sosyal lincine ya da iyi ihtimalle, itibarsızlaştırmanın postmodern seküler karşılığı olan alaycılığına maruz kalmak istemiyorum. İyi böyle. Yarı havalı kalayım ben. Nasıl ki yarı cahilim...





Comments